Bir Sayfa Seçin
RED BEARD

Nisan 16, 2019

YÖNETMENİN SON SİYAH BEYAZ FİLMİDİR.

SİYAH BEYAZ FİLMLERİNİN DE ZİRVESİDİR.

Red Beard Orjinal ismi Akahige, Akira Kurosawa‘ nın 1965 yılında yönettiği, yönetmenin son siyah beyaz filmidir. Yönetmenin eserleri arasındaki zirve noktası sayılan bu film; 19 ncu Yüzyıl Japonya’sındaki bir klinikte geçiyor. Tıp okulundan yeni mezun olmuş genç ve idealist bir doktor genç Dr. Noboru Yasumoto’nun düşündüğü başkentte soylulara hizemet eden iyi bir hastaneye atanmak yerine küçük ve fakir bir kasabadaki kliniğe atanmasıyla hikaye başlar. İç içe geçmiş bir çok hikayenin felsefik açıdan derinliği olan soruları sorup verdiği cevaplarda gerçekten enteresan, Ölüm ve yaşamın arasında gidip gelen hastalarınmı yoksa Dr. Noboru Yasumoto’nun mu, daha fazla hasta olduğu sorusunu kendisine sordurur.

FİLM HEM DÖNEMİNE GÖRE HEMDE BU DÖNEME GÖRE UZUNDUR.

UZUN BİR FİLM OLMASINA RAĞMEN PEK FAZLA GÖRSEL EFEKT BARINDIRMAZ.

Shūgorō Yamamoto’nun,  Akahige shinryōtan adlı kitabından beyaz perdeye aktarılan bu film döneminin en iyi filmlerinden biri sayılır. Film 185 dakika sürüyor biraz uzun olduğu düşünülsede izlemeye başladığınızda gerçekten nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyunculuk ve film setinin en ufak detaydan kaçmaması gerçekçiliği o oranda artırmış. Bunun yanısıra Toshirô Mifune‘ nin oyunculuğu gerçekten muhteşem her sinema severin arşivinde bulunması gereken nadir filmlerden biridir.

JAPON YÖNETMEN KUROSAWA’NIN SON DEFA OYNATTIĞI AKTÖRÜ MİFUNE

AKİRA KUROSAWA’NIN TEK ÇIPLAKLIK  BARINDIRAN FİLMİ OLMUŞTUR.

Red Beard filminin başrolünde Dr. Kyojô Niide karakterini oynayan Toshirô Mifune ile beraber 16 filmde işbirliği yapan yönetmen ve oyuncu bu filmin sonrasında yollarını ayırmışlardır. Yönetmenin özgünlük arzusu yüzünden döneminin hastanelerinde kullanılan bütün pahalı tıbbi araç ve gereçleri stoklanmış. Hatta kamera önünde açılmayacak olan çekmecelere dahi bir sürü hap doldurulmuştur. Bunun yanısıra bir film araştırmacısı olan Stephen Prince’ in yorumuna göre bu film Akira Kurosawa’ nın çıplaklık bulunduran tek filmidir. Filmde kullanılmak üzere set için inşa edilen kliniği dahi en ince ayrıntısına kadar düşünen yönetmen kullanılacak ağaç sınıfına kadar her şeyi detaylıca planlamıştır. Klinik 1722 yılında inşa edilen Koishikawa Hemşirelik Evinin modellemesine dayanılarak inşa edilmiştir. Yapının orijinal planları da ortaya çıkarılmış ve kullanılmıştır.

FİLM YAPIMCISI JOHN SAYLES’İN FAVORİ FİLMİDİR.

BEETHOVEN 9 NCU SENFONİSİNİN FİLME DOKUNUŞU

Film yapımcısı John Sayles, bir AFI anketinde en sevdiği film olarak “Red Beard” ı seçti. Kirk Douglas çekim sırasında seti ziyaret etti. Filmde yaşlı Sahachi’nin Red Beard’ ın kliniğinde öldüğü flashback sahnesini çekmeden önce, yönetmen Kurosawa, Beethoven’ın Dokuzuncu Senfonisi’nin son kısmını çalarak; oyuncu kadrosuna bu sahneyi nasıl oynamaları gerektiğini anlattı. Film için çekilen ilk sahneydi ve oyuncuları değişik bir duygu durumuna sokması gerekiyordu. Ayrıca bu sahneyi baz alarak filmin geri kalanını dizayn etmesinede yardımcı oldu.

OYUNCULAR TAMAMEN YÖNETMENİN KİŞİSEL İSTEĞİNE GÖRE SEÇİLMİŞTİR.

FİLM DÖNEMİN KÜLTÜRÜNDEN GELEN DİNGİNLİĞİ GAYET İYİ YANSITIYOR.

Filmdeki dinginlik aynı zamanda Dr. Kyojo Niide’nin genç doktor Dr. Noboru Yasumoto’ nun üzerindeki etkisi izleyicinin kendisini filmde geçen hikayelere kaptırmasıyla hiç bitmemesini umduğu muazzam bir 3 saatine mâl oluyor. Bu filmde de yönetmenin Rashamon eserinde olduğu gibi her hikayenin anlatıcısı, o hikayenin perspektifini kendi bulunduğu noktadan anlatarak beyazperdeye aktarıyor. Yani bir olayın birden fazla perspektifinin olabiliceği gibi birden fazla sebebide olabilir. Filmin genel havası ağır bir dram ve japon sosyal yapısının o dönemdeki kültürünüde yansıttığı için gerçekten izlenmesi gereken harika filmlerden biri.

RED BEARD 1965

AKIRA KUROSAWA

Şimdi bu kadar bilgiden sonra şunu da söylemeden geçemeyeceğim yılışık ve kalitesiz espri anlayışı olan küfürden geçilmeyen popcorn tarzı filmlerden hoşlananlar için, bu film siyah beyaz olması görsel efekt kullanılmaması ve ağır bir dram içermesi gibi sebeplerle, bu tip izleyiciye hitap etmiyor. Kaliteli ve insan hayatına bir  şeyler katan kült bir film izlemek isteyenler ve henüz izlememiş olanlar için bir tavsiye niteliğinde olan bir yazıdır. Kendi fikrimce bu zamana kadar izlediğim en iyi Akira Kurosawa filmidir. Sanıyorum bu film de tüm yetkiyi kendinde toplaması ve her şeyi gerçeğine göre dizayn etmesiyle hiç bir ayrıntıyı atlamamak istememesi böylesine bir şaheseri ortaya çıkarmıştır. İyi seyirler…

 

İnsan, düşlediği zaman, bir  dahidir.

Akira Kurosawa

EN RAHATSIZ EDİCİ 10 FİLM

EN RAHATSIZ EDİCİ 10 FİLM

Tüm zamanların en iğrenç ve izlenmesi en zor olan filmlerinin yer aldığı bir listedir. Filmler, kişilere göre farklılıklar gösterebilir.

IL DECAMERON

IL DECAMERON

Il Decameron, Boccaccio’nun 1349-1353 yılları arasında yazdığı başyapıtı Decameron on gün boyunca anlatılan yüz öyküden oluşur. Günde on öykü anlatılır. Her günü bir kral ya da kraliçe yönetir. Yazar Decameron’un önsözünde

CAPHARNAUM

CAPHARNAUM

Capharnaüm kelime olarak Fransızca’da karışıklık anlamına gelen filmin konusu: Kimlikleri ve her hangi bir vatandaşlığı bulunmayan Suriyeli mülteci bir ailenin Lübnan’da yaşadıkları dram. Bu hikayeye bağlı bir kaç hikayede paralelinde anlatılıyor. Hizmetçilik yapan afrika kökenli bir

Noboru Yasumoto: Çürük meyve gibi kokuyor.

Genzo Tsugawa: İşte bu yoksulluğun kokusu.

Akira Kurosawa – Red Beard

İlginizi Çekebilir.

GÜNDEM KAOSU

GÜNDEM KAOSU

Gündem dediğimizde aklımıza, rutin bir günde bir toplantıda önemli olan konuların göz önüne alınması gelir.

STALKER

STALKER

SSCB döneminin dahi yönetmeni Andrei Tarkovsky’den derin bir öykü

YENİ BİR İŞ KURMAK

YENİ BİR İŞ KURMAK

Yeni Bir İş Kurmak için hangi sektörden başlayacağını şaşırmış bir milletin efradıyız.

Güncel içeriklerden haberdar olmak isterseniz takip ediniz.

Henüz Karar vermedim

Garip yazılar

Bize Katılın

Posta listesine abone olabilirsiniz.

Takip Edin

Burasıda sosyal medya

Pin It on Pinterest

Shares
Share This