Your SEO optimized title page contents
Bir Sayfa Seçin

By BRUCE BERESFORD

DRIVING MISS DAISY

Sinema Filmi – 1989 – ABD

Yıllar geçse de bazı şeyler kolay kolay değişmiyor. Bu gün bir film izledim. 1989 yılından bir yapım. Amerikan sinemasından çok elit bir ismi var. Bayan Daisy’ nin Şöförü gerçi bu ismi bizim çok bilmişler Türkçeye bu şekilde çevirmişlerdir. Filmin orjinal ismi “Driving Miss Daisy” Başrolde duayen aktör Morgan Freeman oynuyor.  Film 1950′ li Amerika’nın tam da siyahilere karşı ırkçı tutumlarının en yüksek olduğu yıllarda geçiyor. Filmin konusu: Zengin Yahudi aileye mensup, yaşlı bir kadın olan Daisi’ye, oğlu tarafından siyahi bir şoför tutulması ile başlıyor. Her şey buraya kadar fena değil ama benim dikkatimi asıl çeken şey ise 1940’lı yıllarda Nazi Soykırımından kaçıp Amerika’ya sığınan ve müreffeh hayatlarını orada devam ettiren, bu Yahudiler o ırkçılıktan bir şey öğrenememiş ki, kendilerini beyazların elit sınıfından sanıp aynı ayrımcılığı Siyahilere yapmaya devam ediyor. Bunu da kendilerinde bir hakmış gibi görüyorlar. Belki de ellerinden gelse; Hitler’in elinde bulundurduğu bir gücün benzeri ellerinde bulunsa, bu gün aynı soykırım ve ırkçılığı diğer milletlere yapacakları aşikârdır. Zaten bu günün İsrail’in de ve Filistin meselesinde durum pek farklı değildir.

 

JESSICCA TANDY MENAJERİYLE BAHSE GİRDİ

FAKAT OSCARI KAZANDI

Filme hikaye ve teknik açıdan bakarsak enteresan bir film olmuş. İzlenmesi rahat bir film, çok kafa patlatmıyorsunuz. Başrolde ki kadın karakterin huysuzluğunu yaşlılığına bağlasalar da aslında, tam anlamıyla olan şey; geçmişin muhafazakar yapısı ile faşizm kafasının bağnazlıklarla birleşip, beyaz efendi, siyah köle ilişkisi hikayenin ana unsuru olmuş. Bu arada biraz da mahalle baskısı ve tipik beyaz Amerika ‘lı baskınlığı var.  Medya ve Sosyal yapının toplumları nasıl dizayn ettiğini görebiliyorsunuz. Gerçi bu gün bunun bir benzeri ülkemizde de yaşanılan bir gerçeklik  haline geldi. Jessica Tandy Oscar kazanamayacağına o kadar ikna olmuştu ki , En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar’ı kazanmayacağına dair menajeriyle 100 dolarlık bir bahis oynadı. Oscar gecesinde menajerine kaybettiği parayı ödeme yaptığında, ona kaybettiği en iyi bahis olduğunu söyledi. Bu bana biraz şehir efsanesi gibi geldi. Çoğu oyuncu kulislerden kimin ne kazandığını muhtemelen erken bir vakitte biliyor zaten.

rashomon haydut
Rashomon Filminden Bir Sahne

MORGAN FREEMAN AVUCUNU YALADI

Fakat Film 4 Oscar Aldı

Biz yine konumuza dönecek olursak bu film 4 Oscar aldı. Şaşırdık mı? Hayır! Köleli bir filmde köleye de Oscar ödülü verecek değillerdi ya zaten. Filmin makyaj ekibine bile  Oscar verenler Morgan Freeman’ı es geçtiler. Zaten Oscar’ı çok taktığım yok ama asıl mesele; inceden inceye verilen mesajlardı. Sanıyorum Morgan abiyle daha fazla makara yapabilmek için Morgan Freeman hariç her kese Oscar dağıtsalar olabilirmiş. Hadi bu kısmını da geçersek arkadaş dram filminde kim takar makyajı, bu bilim kurgu ya da horror tabir edilen korku filmi değil ki çok yoğun bir makyaj ekibine ihtiyaç duyulsun. Ya da makyajla dijital efekt ekibinin işini rahatlatsın. Bu kısımlarını da geçersek işte vasat bir film. 

zengin LORENZO BERNİNİ’NİN SANAT ANITI

Efendi Köle İlişkisi

Sürekli efendisini memnun etmeye çalışan bir köpek sevecenliğinde rolü olan bu siyahi arkadaş o dönemlerde zaten hala kölelikten kalan ırkçılık ve ayrımcılığın olduğu ABD’ de iş bulmasının tek yolu da yine Yahudi ya da Siyonist guruplarla sinema endüstrisinde ki sağlam bağlantılarıydı. Aslında kölelik her dönemde revaçtadır. Düşünün bu gün bile insanlar gönüllü kölelik yapmaktadır. Eğer dünyada ki tüm sert dikta sistemlerine bakarsanız. Bunu çok yakinen görebilirsiniz. Kendilerini köle olarak gören insanlar bir süre sonra buna alıştıklarında, azat edilseler bile bunun kendileri için anlamını anlayamazlar. 

Rashomon
Rashomon Filminden Bir Sahne

BAYAN DAISY’NIN ŞOFÖRÜ

Hafta Sonu Filmi

Bu film hafta sonu çok da seyredecek bir şey bulamayan ailenin bir araya gelip izleyeceği türden bir film. Adaba aykırı sahneler yok her şey süt liman ilerliyor. Şiddet ve küfür sahneleri içermiyor. Dramın içine sıkıştırılmış ufakta olsa hicivde var. Bu filmin bir çok tiyatro versiyonu da yapılmış Broadway’ de muhtemelen hala oynamaktadır. 

BRUCE BERESFORD

Yönetmen

Bruce Beresford 16 August 1940 yılında Beresford, Avusturalya, Sidney, Paddington’da, Lona ve elektrikli ürünler satan Leslie Beresford’un oğlu olarak dünyaya geldi. O zamanlar Toongabbie’nin dış batı banliyösünde büyüdü ve The King’s School’a gitti. Gençliğinde The Hunter (1959) da dahil olmak üzere birçok kısa film çekti. Beresford daha sonra film yapmak için İngiltere’ye taşındı. İngiliz film sahnesine giremedi, bu yüzden bir kurgu işi için bir reklama cevap verdiği Nijerya’da iki yıl çalıştı. Daha sonra İngiltere’ye döndü ve İngiliz Film Enstitüsü’nde Magritte: The False Mirror (1970) ve Paradigm (1970) dahil olmak üzere ilk kez yönetmenlerin kısa filmlerinin yapımcısı olarak çalıştı.  

{

Bana yardım edecek hiç kimsem yok, ne bir oğlum, ne de kardeşim. İşe yaramaz ihtiyarın tekiyim.

– UMBERTO D.

{

Herkes cahil kişiyi istismar eder.

– UMBERTO D.

{

Bu filmlerde tüm paramı kaybettim. Ticari değillerdi. Ama bu şekilde kaybettiğim için mutluyum.  Çünkü Umberto D. ve Bisiklet Hırsızı gibi hayatımın filmlerinin hatırasına sahip oldum.

– VITTORIO DE SICA

Alakalı Makaleler

Alakalı Makaler

UMBERTO D.

UMBERTO D.

Yaşlı emekli devlet memuru olan Umberto Ferrari, emekliler tarafından düzenlenen bir politik sokak gösterisine katılıyor.

EN RAHATSIZ EDİCİ 10 FİLM

EN RAHATSIZ EDİCİ 10 FİLM

Tüm zamanların en iğrenç ve izlenmesi en zor olan filmlerinin yer aldığı bir listedir. Filmler, kişilere göre farklılıklar gösterebilir.

İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILAR

İNTERNET SERVİS SAĞLAYICILAR

İnternet ilk olarak Türkiye’ ye 12 Nisan 1993 tarihinde geldi. ODTÜ’den Ankara-Washington arasında kiralık hat ile de Türkiye’de ilk İnternet

Pin It on Pinterest

Shares
Share This