Your SEO optimized title page contents
IL DECAMERON

Mart 21, 2019

IL DECAMERON, AYKIRI YÖNETMEN PİER PAOLO PASOLİNİ’NİN GÖZÜNDEN

BOCCACCIO’NUN ESERİ IL DECAMERON’UN BEYAZ PERDEDEKİ YANSIMASIDIR.

Il DecameronBoccaccio’nun 1349-1353 yılları arasında yazdığı başyapıtı Decameron on gün boyunca anlatılan yüz öyküden oluşur. Günde on öykü anlatılır. Her günü bir kral ya da kraliçe yönetir. Yazar Decameron’un önsözünde kitabın özelliklerini açıklar, özellikle seven kadınların acılarını hafifletmeyi amaçladığını belirtir. Decameron gelişmekte olan Floransa burjuvazisinin, işleri nedeniyle sık sık uzak ülkelere giden kocalarının dönüşünü beklemekle ömür tüketen kadınları için yazılmıştır. Veba salgınından kaçmak için bir araya gelen yedi genç kadınla üç genç erkek gönüllerince yaşayarak gülüp eğlenmek, aklın sınırları dışına taşmayan zevkler tadabilmek amacıyla, önce Fiesole dolaylarında bir evde, sonra da bir şatoda konaklarlar. Her gün Cumartesi ile Pazar hariç öğleden sonra, her biri bir öykü anlatır. Öykünün konusunu günün kralı ya da kraliçesi belirler. Birinci ve dokuzuncu günde ise, herkes istediği öyküyü anlatır. Böylece yüz öykü anlatılmış olur. 

IL DECAMERON YAŞAM  ADINI VERDİĞİ ÜÇLEMESİNİN İLK FİLMİDİR.

HAYATI SANATA, SANATIDA HAYATA TAŞIYAN FİLMDİR.

Bu 100 öyküden dokuzunun, yönetmen Pier Paolo Pasolini tarafından sinemaya aktırıldığı, 1971 yapımı erotizm, komedi ve dramı bir arada bulunduran bir filmdir. Hikayeler birbirinden bağımsızdır. Orta çağ İtalya’sının gündelik hayatlarından özellikle cinselliği ve dini tabuları konu eder. Kiliseye giydirmeyi ihmal etmez. Günümüz Kemal Sunal filmlerinin daha bir erotik halidir de diyebiliriz. Cinsellik tamamen normalleştirilerek çıplaklığın doğallığı gibi temalarla sevgi kelebeğinin at penisine konması kadar absürt komedidir. Aslında bu eser Pier Paolo Pasolini’nin “Yaşam Üçlemesi” adlı üçlemesinin ilk filmi Il Decameron (1971) ile başlıyor, 2ncisi I Racconti Di Canterbury (1972) ile devam ediyor ve 3ncü filmi olan Il Fiore Delle Mille e Una Notte (1974) ile sonuçlanıyor. Bu filmin tanımı Pier Paolo Pasolini’nin ağzından, hayatı sanata, sanatıda hayata taşıyan filmdir.

FİLM DÖNEMİNDE  TABU OLAN DİNİ DEĞERLERE AĞIR HAKARETLER İÇERİYORDU

BAZI YERLERİ KESİLEREK SANSÜRE UĞRASADA TEKRAR ORJİNALİNE DÖNÜLDÜ.

Filmin 1988 UK Warner sinema versiyonu BBFC tarafından 22 sn. kadar çıplaklık içeren müstehcen kısımlar kesilerek sansüre uğramıştır. Sadece çıplaklık değil ağır bir dini tabu olan rahibelerle alakalı kısımlar filmden çıkarılmıştır. Bu sansüre uğrayan sahneler daha sonra 2001 yılı BFI DVD sürümünde tamamen restore edildi. 19 Haziran 1971’de ilk gösteriminin yapıldığı Berlin Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı ödülüne aday gösterilen Pier Paolo Pasolini bu filmiyle özel jüri tarafından, Gümüş Ayı ile ödüllendirilmiştir. Türkiye’ ye 1973’te gelmiş aynı zamanda Türkçe’ye de Decameron’un Aşk Öyküleri diye çevrilmiştir. 

AMERİKAN SİNEMASINDA İLK GÖSTERİMİNDE PORNOGRAFİK DERECELENSEDE

DAHA SONRASINDA YENİ ÇIKAN KURALA GÖRE “R” OLARAK DERECELENDİRİLDİ.

Amerikan Sinema Filmleri Derneği’nin (MPAA) film derecelendirme sistemine göre 1991 yılında ABD’de “R” reyting derecesi ile derecelendirilmiştir. Bu filmin gösterildiği salona, yanlarında ebeveynleri veya erişkin bir refakatçileri olmadığı takdirde 17 yaşından küçük seyircilerin alınamayacağı anlamına gelmektedir. Bu sertifikayı taşıyan filmler açık saçık seks sahneleri içerebilir ve anne babaları çocuklarının yanlarında bile olsalar çocuklarını filme getirmeden önce filmin içeriği hakkında bilgi edinmeleri önerilmektedir. Ancak filmin taşıdığı bu “R” sertifikası 1991 yılında yapılan bir yeniden değerlendirme sonucunda verilmiş nihai sertifikadır. Film ABD’de ilk kez gösterime girdiğinde, eski derecelendirme sistemine göre “X-rating” kategorisine sokulmuştu. Bunun anlamı 18 yaşından küçük kimselerin salona alınmasının yasak olduğuydu. “Il Decameron’un yanı sıra Geceyarısı Kovboyu, Otomatik Portakal gibi birçok film de bu kategorideydi. 1970’lerde yaygınlaşmaya başlayan pornografik filmlerin, bir zorunlulukları olmadığı halde müşteri çekmek için, XXX derecelendirmesini kullanmaları şikayetlere sebep olmuştu. Film şirketlerinden gelen bu şikâyetler üzerine MPAA derecelendirme sistemini değiştirdi ve resmi olarak “NC-17″yi getirdi(wiki)

PİER PAOLO PASOLINI HER NE KADAR KİLİSE KARŞITI OLSADA İRONİK BİR ŞEKİLDE

HRİSTİYANLIĞIN O GÖRKEMLİ VE RENKLİ SAHNELERİNİ FİLMİNDE KULLANDI.

Yönetmen her ne kadar kiliseye karşı bir duruş sergilesede  kullandığı kostümler ve betimlemeler biraz incilden alıntı betimlemelerdir. İnanç sistemine karşı olduğunu yine inanç içindeki motiflerle ironik bir şekilde beyaz perdeye aktarmıştır. Bu da ne denli enteresan bir yönetmen olduğunun göstermektedir. Yönetmenin özel yaşamında eşcinsel olduğu için filmde bir çok yerde eşcinsellikle alakalı sahneler kullanmıştır. Hatta bu üçlemenin ikinci filminde bunu daha belirgin bir şekilde görüyoruz. Bazı oyunculara her üç filminde de yer vermiştir, örneğin Franco Citti üçlemenin tamamında vardır. Zaten Franco Citti, Pasolini’nin fetiş aktörüdür ve Pasolini ona birçok filminde daha rol vermiştir.

IL DECAMERON’DAN DOKUZ HİKAYENİN HİCİVLE ANLATISI

HER HİKAYENİN İÇİNDE YATAN BAŞKA BİR HİKAYE…

Film de ki her hikayenin altında yatan bir anafikiri vardır. Sırasıyla hikayeler:

Perugia’lı genç bir adamın başta tüm parasını kaybetmesi, ama sonunda zengin olması.
Bir adamın, rahibe manastırına girebilmesi için sağır ve dilsiz numarası yapması.
Bir kadın, kocasının beklenmedik bir anda eve geri dönmesi sonucu sevgilisini saklaması.
Şerefsiz bir adam, ölüm döşeğinde bir rahibi kandırması.
Bir grup ressam kilise duvarlarına yapacakları resimler  için ilham almayı beklemesi.
Genç bir kız, erkek arkadaşıyla beraber olmak için çatıda buluşması.
Zengin olan üç kardeş, kız kardeşlerinin fakir sevgilisinden intikam alması.
Bir keşiş arkadaşının saflığından yararlanarak, karısıyla beraber olmak için hile yapması.
İki arkadaş ölümden sonra ne olacağını bulmak için bir anlaşma yapması.

PIER PAOLO PASOLINI’NIN

BAŞYAPITI IL DECAMERON

Dahi yönetmen Pier Paolo Pasolini’nin bu filmi: Orta çağda devlet otoritesinin boşluğundan yararlanan katolik kilisesinin ruhban sınıfına ve faşizmine, karşı oluşun beyaz perdeye bir yansımasıdır. İzlenmesi gereken ender filmlerden biridir. Dönemin dokusunu ve tarihinide görmüş oluyorsunuz. Tabi oyunculuk kalitesi açısından bakarsak oyunda kullanılan oyuncuların hepsinin geçmişte oyunuculuk mesleğini icra eden insanlardan olmadığını açıkça görüyoruz. Bu da kimileri için sinemaya doğallık kattığı, kimileri içinse oyunculukların berbat olduğundan filmide rezil ettiği kanısı uyandırabilir. Ama her ne şekilde bakarsak bakalım, eğer sıkı bir kült film izleyicisi iseniz ve yaşınızda bu tip cinsellik temalı filmleri izlemeye müsaitse kaçırmayın derim. Eşcinselliğin ve kiliseye baş kaldırışın yanı sıra dinin özellikle de tabiki hristiyanlığın insan hayatında ki yerini son derece ağır bir dille eleştiriyor. Kendiside bir eşinsel olması açısından bu baş kaldırıyı daha iyi anlıyoruz… Spoiler olmaması açısından şunu söylemeliyimki film bazı durumlarda sıksada kesinlikle sonuna kadar izlenmeyi hakediyor. İyi Seyirler…

Kültürel bir çöl yaratılmışsa, orada her şey satılabilir. Çünkü çölde her şey mucize etkisi yapar.

Pier Paolo Pasolini

ads

RASHOMON

RASHOMON

filminin konusu: Biri oduncu, diğeri Budist Rahibi sonuncusu da Katil olan üç adam bardaktan boşanırcasına yağan yağmurdan kaçarak, bir şehir kapısı “Roshomon” nın altına sığınırlar ve burada cinayet ve ırza geçme

PHILOSOPHY OF A KNIFE

PHILOSOPHY OF A KNIFE

Tüylerinizi diken diken edecek film belgesel karışımı philosophy-of-a-knife tarihi bir olay olan ünlü Japon 731. Birim hakkındadır.

PAPILLON

PAPILLON

Sanat0 Comments GERÇEK  BİR HİKAYEDEN ESİNLENEN PAPILLON'UN ORJİNALI 1973 DE YAPILMIŞTI. İLK VERSİYONUNDA BAŞROLLERDE STEVE MCQUEEN VE DUSTIN HOFFMAN OYNADI. Papillon' un konusu: Haksız yere cinayetten hüküm giymiş olan Henri 'Papillon' Charriere, küçük suçlara...

ANON

ANON

Anon, yakın bir gelecekte gizliliğin, anonim kimliğin kaldırdıldığı bir dünya. Vatandaşların kendi gözünden gördüğü tüm hatıralar kaydedilir ve suç neredeyse ortadan kalkar. Fakat sistem bir anonim

Bu şarap işememiz için bir mutluluk.

Bugün bize sunulduğu haliyle din; pastoral, kırsal, zanaatkar dünyaya, yani endüstrileşmemiş bir dünyaya ait eskimiş bir olgudur. Bizim durumumuz için söylersek, günümüzde, din Üçüncü Dünya’ya ait bir olgudur. Hindistanlı bir köylü ya da Arap bir çoban kesinlikle Katolik bir burjuvadan ya da Protestan bir kapitalistten daha dindardır. – P.P.Pasolini

Mail Listemize Üye Olmak İstermisiniz?

Mail Listemize Üye Olmak İstermisiniz?

İçeriklerimizden haberdar olmak için mail listemize üye olabilirsiniz.

You have Successfully Subscribed!

Pin It on Pinterest

Shares
Share This