Your SEO optimized title page contents

FRANSA PARİS

Paris

Uzun süredir yoğunluktan dolayı seyahatle alakalı yazıları sonraya bırakıyordum bu gün biraz kafamı toparlayıp Fransa Paris seyahatimle alakalı bu yazıyı yazmaya karar verdim. Parise ilk seyahatim 2016 yılında olmuştu çok iyi hatırlıyorum çünkü vizeye başvurduğum tarihin akşamında 15 Temmuz  kalkışması olmuştu. Her neyse ilk aldığım Schengen Vizesi yani Avrupa Bölgesine çok girişli vizemi Fransız konsolosluğunun aracı kurumu olan  VFS Globalden aldım. Schengen Vizesi konusunu da şuradan inceleyebilirsiniz. Paris’e ilk seyahatimin bende uyandırdığı duygular bir hayli garipti. Malum ilk defa bir Avrupa ülkesine seyahatimdi aklımda bir sürü sorular vardı. İnternette araşatırmaya başladım. Malum Fransada Euro geçerliydi dolayısıyla bu da bizim paramızla neredeyse 5 kat daha pahalı bir ülkeye gittiğimiz anlamına geliyordu. Bunu söylüyorum çünkü sınırlı bütçelerle giden insanlar için şehirde yapacağınız her türlü yeme içme ulaşım aktivite ve müzeler olsun sizin paranızla 5 kat daha fazla bir ücrete mâl olacak demektir.

Charles De Gaule Havaalanı

 Fransanın Paristeki uluslararası havalimanı gerçi bir de bu şehire Orly var ama o havaalanını hiç kullanmadığım için verebileceğim bilgiler sadece Charles De Gaule Havaalanı hakkında olacaktır. 3 Terminalden oluşan bu havalimanının her terminali birbirinden bağımsız ayrı binalardan oluşmaktadır. Aralarında da mesafe vardır dolayısıyla Paris’e uçarkan ineceğiniz terminali mutlaka araştırıp öğrenmelisiniz, bunun içinde bileti aldığınız havayolu şirketini aşağıda vereceğim linkten kontrol ederek hangi terminali kullandığını görebilirsiniz: CDG Hangi Terminal Tüm Terminalleri kullanmış birisi olarak söyleyebileceğim en önemli şey Terminal 2 gerçekten en yoğun terminali çünkü genelde bütün ucuz seferler bu terminalden olduğu ve kapasitesinin daha fazla olması nedeniyle gerçekten çok fazla bir yoğunluk yaşanıyor. Bu yoğunluğun size nasıl bir eksisi olduğunu şöyle anlatayım; 3 saat boyunca pasaport onay kuyruğunda size sıra gelmesini beklersiniz. Yığılma olduğu için kuyruk S şeklini aldığından bitmez gibi görünür. Eğer birden fazla bavulla seyahat ediyorsanız artık tam bir eziyet olur her kuyruk ilerleyişinde bavullarıda cekiştirmek. Avrupa vatandaşlarının serbest dolaşım hakları olduğu için elektronik kapılar var. Bu tip kuyruklarda sadece bizim gibi Schengen vizesine tabii ülke vatandaşları olur ve bu sayıda ciddi anlamda çok yüksektir. Kişisel kanaatim eğer Charles De Gaule hava limanına gelecekseniz Terminal 1 ya da Terminal 3’e inen hava yolu şirketlerini seçmeniz sizin açınızdan daha yararlı olacaktır. Tabi uygun fiyata uçak bileti bulabilirseniz. Dip bilgi olarak Türk Havayolları Terminal 1’i kullanıyor.

C.D. Gaule Havaalanından Şehir Merkezine Ulaşım

 İlk defa geliyorsanız pasaport kontrolünden geçtikten sonra hangi terminalde indiğinize bağlı olarak ya shuttle denilen ufak bir trenle ya da yürüyerek şehir merkezine giden Banliyo trenlerinin bulunduğu gara geleceğiz. Fransada bu trenlere (RER) diyorlar. Gideceğiniz otelin ismini google map’e girerseniz ve toplu ulaşımı seçerseniz hangi RER Hattına bineceğinizi görürsünüz. Tabi şehir merkezine geldikten sonra gideceğiniz kesin lokasyona metroyu kullanmak suretiyle ulaşabilirsiniz. Paris’te bir defa UBER kullanmış birisi olarak söyleyebileceğim en önemli şey trafik çekmeyi seviyorsanız bir sürü ışıkta dur kalk yapmak ve toplu taşıma ile daha hızlı gideceğiniz yere çok daha yavaş ulaşmayı seviyorsanız bu size kalmış birşey. Ayrıca fiyat konusundada hiç te ucuz sayılmazlar. Toplu taşıma ile yolculuk edeceğinizi varsayarak bizim İstanbul Kart gibi ama daha işlevsel bir kart var Paris’te ismi DECOUVERTE NAVIGO ve toplu taşımanın neredeyse çoğunda geçerli. Şöyle bir hesap yapayım Paris’e indiniz ve şehir merkezine gideceksiniz tek kullanımlık bir bilet 10€ ama bu kartı 5€ ya alıp haftalık doldurursanız 22,5€ toplamda 27,5€ ya tüm hafta ücretsiz toplu taşımadan yararlanabilirsiniz. Bunun tek dezavantajı 7 gün üzerinden çalışmıyor. Pazartesinden, Pazar akşamına kadar geçerli oluyor. Yani Salı geldiğinizde bu kartı doldurduğunuzda yine Pazar akşamı süresi doluyor tekrar Pazartesi günü dolum yapmalısınız 1 hafta kullanabilmek istiyorsanız.

DECOUVERTE NAVİGO KART

 Tren garlarından yada büyük metro istasyonlarından parayla satın alabileceğiniz, kredi kartı ve nakitle yükleme yapabileceğiniz bir kart olup ulaşım işinizi fazlasıyla görecektir hatta şöyle diyebilirim şehir içi ulaşım bütçenizi çok rahatlatacak bir seçenektir. Çünkü bu kartı 7 gün akşam 23:30 yada kısmen gece onikiye kadar limitsizce ve fütursuzca kullanabileceksiniz. Aktarma ya da tekrar binmek hiç bir şekilde ekstra ücret yansıtmıyor. Sanırım toplu ulaşım konusunda istanbul para basma makinası gibi işliyor her türlü kullanımda kartın içine yüklenmiş bedelden düşüyor. Bu durum Pariste yok istediğiniz kadar kullanabiliyorsunuz kartı. DECOUVERTE NAVIGO Kartı satın aldığınızda ihtiyacınız olan bir adet vesikalık fotoğrafınız ve adınızı soyadınızı yazmak için bir kalem. Soldaki fotoğrafta görünen kısımlara öncelikle soyisim ve isim olmak üzere adınızı ve soyadınızı yazıp sağ tarafında ki boşluğada yeni bir fotoğrafınızı verilen ölçülerde kesip yapıştırıyoruz. Biometrik fotoğraf bu ölçülere uymuyor normal bir fotoğrafınız olsun. Böylelikle artık kartınız kullanıma hazırdır.

Paris Otelleri
Paris’te Oteller nasıldır biraz bilgi vereyim. Avtupa kenti diye her rezerve ettiğiniz otel odasının konforlu ya da çok temiz olacağını düşünmeyin. Tabi fiyatları karşılaştırırken Türkiye Otelleri ilede sakın kıyaslamayın hayal kırıklığına uğrarsınız. Yani biraz fikir vermek açısından 3 yıldızlı bir otel odasını tabi şehir merkezine yakın olmakla beraber 7 gecelik 675€ gibi bir fiyata tutmuştuk ki bu fiyat indirimli haliydi. Ortalama geceliği 100€ gibi bir fiyata geliyordu. Bu fiyata da kahvaltı ya da her hangi ekstra bir hizmet dahil değildi. Paris’e daha önce de gelmiştim ve kaldığım oteller gerçekten çok berbattı. Ama son rezerve ettiğim otel fena değildi gerçi fiyatıda ona göreydi. Gelelim hangi bölgelerde kaldığıma ilk ziyaretim iş içindi ve şehir merkezine uzak bir otelde kaldım. Eğer turistik açıdan gelmeyi düşünen varsa ucuz otel buldum diye şehir merkezine uzak bir yerde yada yada havalimanına yakın yerlerde kalmayı düşünmesin aksi taktirde Paris’i görmeleri hayal olur. Mümkün mertebe şehir merkezine yakın yerlerde otel tutmak çok daha iyidir. Belki biraz fazla ödersiniz ama en azından dolaşmak için otelden çıktığınızda daha çok keyif alırsınız. Parise ilk geldiğimde sırasıyla Sarcelles – Gare Du Nord ve Strasbourg – Saint-Denis bölgelerinde kaldım. Yani Paris’in hem içini hem de dış bölgelerini görmüş oldum. Paris Avrupa kenti olabilir ama yine de çok fazla göçmen barındırdığı için dikkatli olmalısınız. Özellikle geceleri tenha yerlere ya da tehlikeli ara sokaklara giripte macera aramayın. Ben en son gidişimde sanırım Ocak 2018’de Le Marais bölgesine yakın olması ve fiyatıda bütçemize uyduğundan Hôtel Du Plat d’Etain ‘da kaldım. Fena değildi resepsiyon personeli sıcak kanlı, gayet temiz bir otel ve hızlı bir internet ağına sahip malûm eğer çektiğiniz resim ya da videoları hemen paylaşan biriyseniz hızlı internet altyapısına sahip bir otelde kalmak gerçekten işinize çok yarıyor. Bu arada Paris’ te oteller her gelen ziyaretçiden ayak bastı parası gibi günlük bir bedel alıyor. Bunu ya girişte ya da çıkışta ödüyorsunuz ama mutlaka ödetiyorlar. Sanırım şehir vergisi diyorlar.
Eyfel Kulesi
Eyfel kulesi hakkında tarih dersi vermemize gerek yok. Sonucta her kes azda olsa hakkında bir şeyler duymuş ya da internette bilgi sahibi olmuştur. Bu kuleye ben hiç çıkmadım malum çok fazla kuyruk oluyor bileti ziyarete gelmenizden çok önce ayırttıp almanız sonrasında o eziyeti çekip yukarıya çıkmak bana pek cazip gelmedi sizin için cazip gelirse deneyebilirsiniz. Pariste üç defa bulundum ama o kadar turistik şehir denmesine rağmen bizim alışılmış bir istanbul kalabalığını göremiyorsunuz. Şehir sanki size yalnızlığı çağrıştırıyor. Romantizmden çok Dramatizm kokan sokakları ve caddeleriyle Paris kimisinin hayali kimininse göçmenlerin işgal ettiği bir yalnızlık şehri. Her gelen ziyaretçi öncelikle Eyfel Kulesini ziyaret etmeyi amaçlıyor. Bu biraz bana İstanbul’a gelen tüm turistlerin önce Sultan Ahmet’e gitmesi gibi geliyor. Buraya ulaşım için kaldığınız otele ya da hostele yakın bir yerden metro kanalıyla tabi elinizdeki Google Map sayesinde ya da havalimanında indiğinizde bütün metro  ve RER ağını gösteren bir broşürde işinizi görür ama ben yinede teknolojiden yana Google Map derim çünkü benim işime çok yaradı.
Opera Bölgesi
Adını bölgedeki Opera Garnier binasından aldığı Parisin merkezi yerlerinden   birisidir. Bölgede aynı zamanda bir çok alışveriş merkezi ve özellikle parfüm alışverişi yapmak istiyorsanız BENLUX binası bulunmaktadır. Fransada parfüm ucuzdur mentalitesi ile hareket etmeyin şu anki Euro kurunun yüksek oluşundan neredeyse Türkiye’de parfüm alışverişi yapmak daha ucuza geliyor. Normalde Tax Free yani vergi iadesi bulunan bir alışveriş merkezi olsada fiyat kıyaslaması yaptığınızda fiyatlar düşündüğünüzden çok farklı çıkıyor. Ayrıca eğer benim gibi tek bir kabin boy bagajla yolculuk ediyorsanız belli miktardan fazla sıvıyı uçağın kabin bölümüne sokamaz aldığınız parfümleri havalimanında bırakmak zorunda kalabilirsiniz. Tekrar Opera bölgesine gelecek olursak ziyaret edeceğiniz bir çok önemli yer bu bölge içerisindedir ya da buraya yakındır. Bunlardan bir kaçı Tour Eyfel yani Eyfel Kulesi, Louvre Müzesi, d’Orsay Müzesi, Sacre Coeur, Arc De Triomphe ve benzerleri gibi. Bunların arasında yürümek istemezseniz metroyu ya da otobüsleri kullanabilirsiniz Navigo kartınızla.

seyahatlerim

Mail Listemize Üye Olmak İstermisiniz?

Mail Listemize Üye Olmak İstermisiniz?

İçeriklerimizden haberdar olmak için mail listemize üye olabilirsiniz.

You have Successfully Subscribed!

Pin It on Pinterest

Shares
Share This